Martin Eden

Martin Eden

Jack London tarafından 1909 yılında yazılan romandır. Jack London yarı-otobiyografik romanı Martin Eden’de, yazar olabilmek için hayatını ortaya koyan genç bir gemi işçisinin hikayesini anlatıyor. Martin Eden bir başarı ve kaybediş öyküsüdür aslında.

Bir gemi işçisi olan Martin, ilk görüşte aşık olduğu kız (Ruth) için kendini geliştirmeye adar. İşçi sınıfıyla- burjuva sınıfı arasındaki değer farklılıklarını ve yaşam standartlarındaki müthiş farktan dolayı Martin yazar olup zengin olmayı ve dolayısıyla sevdiği kızla kavuşmayı hedefler. Hedeflerine ulaşabilmek için çok okuması gerekir. Buraya kadar yazdıklarım hikayenin başarı kısmıdır geriye kalan kaybediş kısmı için ise mutlaka ama mutlaka kitap okunmalıdır. Jack London müthiş gözlem yeteneği ile Amerikan Rüyası'nın gerçek yüzünü bizlere gösteriyor.

 



Sayfalar ilerledikçe bitmesinden korkutuğum bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Beni en çok etkileyen kitaplar arasına en üst sıralarda yer edinir Martin Eden. Her aklıma geldiğinde de uzaklara bakarak derin bir hüzne kapılırım. Hayatın kendisine verdikleriyle yetinmeyen ve daha iyiyi elde etmeye çalışan bir adamın azimli hikayesi eminim ki sizi de çok etkileyecektir.


Kitaptan altını çizdiğim cümleler:

-En hızlı giden yalnız gidendir.

-Onların gözünde en yüksek davranış bir iş bulup çalışmaktı. Onların ilk ve son sözleri buydu. Tüm fikirlerini bu iki sözcüğe sığdırabiliyorlardı. Bir iş bul ve çalış.

-İçimde söylemek istediğim o kadar çok şey var ki, fakat çok büyükler. İçimdekileri söylemek için uygun bir yol bulamıyorum, kelimeler yetersiz kalıyor. Bazen sanki tüm dünya, tüm hayat, her şey içime hapsolmuş ve onları anlatmam için feryat ediyorlar.